2. Bölüm
Kırmızı Çerçevenin Gölgesi
Akşam yemeği, her zamanki gibi bir cenaze törenini andırıyordu. Min-ho, tabağındaki somon dilimini küçük, kusursuz parçalara bölerken annesinin gözleri üzerindeydi. Kadın, oğlunun duruşunu, çatalı tutuş açısını ve hatta nefes alış verişindeki ritmi bile sessizce denetliyordu. Babası ise telefonuna düşen borsa grafiklerini incelerken, oğlunun yüzüne bakma gereği dahi duymuyordu. “Yarın akşam Kang-dae ve ailesiyle bir davete katılacağız,” dedi annesi, peçetesiyle dudaklarına hafifçe dokunarak. “Onun yanında sönük kalmanı istemiyorum Min-ho. O, babasının mirasını omuzlarında ne kadar vakur taşıyorsa, sen de öyle olmalısın.” Min-ho, Kang-dae ismini duyduğunda midesine bir ağırlık çöktüğünü hissetti. 1.90’lık o devasa adamın, bir gölge gibi arkasında durması yetmiyordu; şimdi bir de sosyal bir vitrinde onunla yan yana sergilenecekti. “Anladım anne,” dedi sadece. Sesindeki duygusuzluk, evin duvarlarındaki mermer kadar soğuktu. Odasına çıktığında kapıyı kilitleyip ışıkları söndürdü. Karanlık, onun gerçek kimliğini sakladığı tek sığınaktı. Bilgisayarının özel olarak modifiye edilmiş soğutma fanı hafif bir hırıltıyla çalışmaya başladı. Ekranda beliren “The Red Frame” arayüzü, odanın içine kan kırmızısı bir ışık yaydı. Sitedeki anonim kullanıcılar, “The Sculptor” (Heykeltıraş) başlığı altında binlerce mesaj bırakmıştı. “Heykeltıraş, bu geceki eserin ne zaman hazır olacak?” “Haftalık sıralamada 1. sırayı geri almanı bekliyoruz.” Min-ho, siyah kapüşonlusunu üzerine geçirdi ve gizli çekmecesinden cerrahi eldivenlerini çıkardı. İnternet üzerinden kurbanını çoktan seçmişti: Yozlaşmış bir sanat galerisi sahibi. Adam, yetenekli gençlerin eserlerini çalıp kendi adına satıyordu. Min-ho için bu, “sanata ihanet”ti ve cezası, bir sanat eserine dönüşerek ölümsüzleşmekti. Tam evden çıkmak için pencereye yöneldiği sırada telefonu titredi. Arayan Kang-dae idi. Min-ho telefonun ekranına bir süre nefretle baktı, ardından açtı. Hiçbir şey demedi. Karşı taraftan sadece derin bir nefes sesi geldi. Kang-dae’nin o otoriter ve buz gibi sesi odada yankılandı: “Neden hâlâ ışığın yanıyor, Min-ho? Uyumuş olman gerekiyordu.” Min-ho’nun kalbi hızla çarpmaya başladı. Pencereden dışarı, sokağın sonundaki karanlığa baktı. Oradaydı. Kang-dae’nin siyah Mercedes’i, sokağın köşesinde bir avcı gibi pusuda bekliyordu. Kang-dae, her zamanki o mesafeli ama her şeyi kontrol eden tavrıyla oradaydı. “Kitap okuyordum,” dedi Min-ho, sesini titretmemeye çalışarak. “Yalan söyleme,” dedi Kang-dae. Sesi bir bıçak kadar keskindi. “Işığın az önce söndü. Yat ve uyu. Yarın seni erken alacağım. Ve unutma… Seni her zaman izliyorum.” Hat kapandı. Min-ho telefonu yatağın üzerine fırlattı. Kang-dae’nin bu buz gibi aşkı, artık bir koruma değil, açık bir hapishaneydi. Ancak Kang-dae’nin bilmediği bir şey vardı: Bir mahkûm, yeterince zekiyse gardiyanını bile kendi oyununa alet edebilirdi. Min-ho, Kang-dae’nin bir süre sonra oradan ayrılacağını biliyordu. Kang-dae, Min-ho’nun “evinde ve güvende” olduğuna ikna olduğunda gidecekti. Yarım saat sonra, motor sesinin uzaklaştığını duyduğunda Min-ho pencereden aşağı süzüldü. Guro-gu’daki terk edilmiş stüdyoya ulaştığında, kurbanı sandalyeye bağlı bir şekilde onu bekliyordu. Min-ho, kamerasını kurdu ve yayını başlattı. Ekranın köşesinde izleyici sayısı saniyeler içinde on binlere ulaştı. Maskesini düzeltti ve kameraya dönerek fısıldadı: “Bu gece, sahte sanatın nasıl gerçek bir acıyla yoğrulduğunu göreceksiniz.” Min-ho, elindeki neşteri bir fırça gibi kullanmaya başlarken, o an dünyadaki tek şeyin bu estetik ölüm olduğunu düşündü. Ama stüdyonun dışında, şehrin diğer ucunda, Kang-dae yatağında oturmuş, elindeki tablette Min-ho’nun çocukluk fotoğrafına bakıyordu. Kang-dae, Min-ho’nun sakladığı o büyük sırra henüz vakıf değildi, ancak onun ruhundaki o karanlık boşluğu hissedebiliyordu. Çünkü bir mimar olarak Kang-dae, en kusursuz yapıların bile aslında en derin temellerde çürüdüğünü çok iyi biliyordu.
"2. Bölüm" için yorumlar
YORUMLAR
Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
MelinaÇevirmen
Emeğinize sağlık umarım finale kadar devam eder ve serisinide görürüz
swindlerEditör
Elinize sağlık çok heycanla okuyorumm
Esmer sevdalisi
Çok güzeldiid
Bölüm için teşekkürlerrrr 😘 😘
Ilayin36.5ayagi
Cok guzeldi emeginize saglik
cilgin_rick
AY SÜPER